Ya Rabb..!

Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği bir örnek vardır; 

‘Bir gemide dokuz cani, bir masum bulunsa, o gemi batırılamaz.’
Aynen öyle de bir insanda dokuz kötü huya karşılık bir iyi huy bulunsa, o kişiye kötü diyemeyiz. Onun iyi huyunu nazara alıp, halimize razı olacağız.

Mübarek alimlerden Zenbilli Ali Efendi hanımından hiç memnun değilmiş. Bir gün yolculuğa çıkmış. Yolda giderken, iki kişiye rastlamış. Beraberce yollarına devam etmişler. Bir müddet gittikten sonra acıkmışlar; adamlardan biri, ‘Allah’ım bize yemek gönder’ diye dua etmiş.
Bakmışlar ki karşıdan bir adam elinde bir tabak yemekle geliyor. Karınlarını doyurmuşlar.
Tekrar yola çıkmışlar; yine karınları acıkmış. Bu Sefer diğer adam dua etmiş, “Allah’ım bize yemek gönder.” Yine karşıdan bir adam elinde yiyeceklerle gelip, bunlara ikram etmiş. 
Bir müddet daha gitmişler ve yine mola vermişler. Sıra Zenbilli Ali Efendiye gelmiş. 
Biraz düşünmüş ve sonra şöyle dua etmiş; “Ya Rabbi bu kardeşler kimin hatırı için senden yiyecek istedilerse ben de onun hürmetine senden yemek istiyorum. Bakmışlar ki, karşıdan iki adam ellerinde çeşit çeşit yemeklerle, şerbetler geliyor. Adamlar çok şaşırmış ve , “nasıl dua ettin” diye sormuşlar. Zenbilli Ali Efendi demiş ki, “Önce söyleyin siz nasıl dua ettiniz?” Adamlar, “Biz duamızda “Allah’ım, bize karısının zulmüne sabredip erenler arasına karışan Zenbilli Ali Efendi hürmetine yiyecek gönder  diye dua ettik” demişler. İşte o zaman Zenbilli Ali Efendi, işin farkına varmış. Arkadaşlarına, “Benim yolculuğum burada bitiyor. Evime dönmem gerekiyor” demiş. 
O mertebeyi karısının eziyetlerine katlanarak elde ettiğini anlamış.

Hekimoğlu İsmail

 

Reklamlar

Nisyan – Isyan

 

Nisyandan aldın beni, isyanda bırakma Rabbim!

Nisyandan aldın beni, isyanda bırakma Rabbim!
Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden. Başkası yok elimde.
Şimdi elimden gelenlerin hepsi senin “El”inde.
Bağışla beni, göremedim.
Göremedim, nice ananın karnında nice karanlıklar içindeyken gün yüzüne çıkardığını bebelerin yüzünü.
Unuttum, çocuk tebessümlerini nice belirsizliklerden alıp güneşe erdirdiğini,
Bilemedim, yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini.
Göremedim, her sabah yerin sükûnetini odamda ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini.
Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim.
Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi her an zaaflardan çıkardığını, varlığını her an yokluktan geri getirdiğini göremedim.
Göremedim Rabbim her günü ödünç verdiğini.
Göremedim, bağışla beni…
Fakat, şimdi gördüklerim gösterdi bana hepsini
Geç kaldım görmekte.
Tebessümü beton yığınları arasında sönen bebeler gördümse de, biliyorum Senin El’nde şimdi hepsi ve sonsuz tebessümler verdin herbirine.
Sevinci soğuk topraklarda boğulmuş çocuklar gördümse de, biliyorum Senin Rahmetinin kucağında hepsi ve bitmez sevinçler bağışladın herbirine.
Ümitleri bir apansız sarsıntıyla yıkılan insanları gördümse de, biliyorum Senin Şefkatinin ikliminde âsûde ve mutlu her biri…
Bağışla beni Rabbim, unuttum, nisyanda kaldım.
Hatırlamadım verdiğini ve var kıldığını.
Elimden alınca verdiğini ve yokluğa yuvarladığında varlığımı
Hatırladım ve ama geç hatırladım.
Gördüm, ama güç gördüm, acıyla gördüm.
Varlıkta kör oldum, yoklukta gördüm.
Bollukta unuttum, darlıkta hatırladım.
Affet beni Rabbim, bari, yoklukta Sana vardım.
Hiç olmazsa, hiçlikte seni andım.
Şimdi, bir tevekkül var elimde.
Başka herşey düştü, herşey yokluğa döküldü.
Hatırladım, elimdekiler de, ellerim de Senin Elinde.
Şimdi, dua sığıyor sadece avuçlarıma.
Sadece yakarış yakışıyor yakama.
Gözlerim müjdeni gözlüyor uzaktan.
Gönlüm hiç bitmez tesellini özlüyor.
Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim
Şimdi isyandan koru beni Rabbim.
İsyandan koru beni, isyandan koru beni, isyandan koru beni…
Ve lûtfet ki, avuçlarında teselliden ötesi yok.
Affet ki, elimde duâdan başkası yok.

Senai Demirci

Ümit, Dua…

Hayata çocukça bir bakış atmak…

Çocuk saflığında, çocuk tazeliğinde…
Tertemiz bir çocuk bakışı…

Hiç sarsılmamış bir güven duygusu ile bakmalı insanlara ve hayata.. Her ne kadar sonradan hep bu güven duygusu sarsılmaya çalışılsa da pes etmeden her seferinde güven duymalı, ön yargı ile yaklaşmamalı hayata ve insanlara..

Sahip oldukları ile mutlu olmayı bilmeli tıpkı bir çocuk gibi.. Her zaman için oyalanacak ve kendini mutlu edecek şeyler bulabilmeli.. Elindeki tüm imkanlara rağmen mutsuz olmak için çabalamamalı…

Gülümsemeli hayata tam bir çocuk temizliği ile.. Her ne kadar hayatta ağlanacak çok şey olsa da, bir an olsun hayata çocuk gibi bakıp onun gibi gülümsemeli.. İşte o zaman, hayatın da o çocukça gülümsemeye karşılık bize neler verdiğini görebilmeli…

Hatta ağlarken bile bir anda gülmeye başlayabilmeli.. Her daim hüzünlerde boğulmak yerine, hüzünler arasındaki mutlulukları farkedebilmeli…

İstenilen birşeyi çocuk gibi istemeli.. Elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatan çocuk gibi.. Israrla ve sabırla… Pes etmemeli.. Sonunda istenilen şeyin olacağına inanarak istemeli ve elden gelen herşeyi yapmalı.. Hayata bu şekilde sıkıca tutunmalı…

Her türlü hazırlığı yapmalı.. Anne karnındaki bir bebek nasıl oraya sıkıca tutunmuşsa, ama bir yandan da sonunda oradan ayrılıp doğacağı yeni dünyaya hazırlıklarını yapıyorsa, tıpkı o bebek gibi hayata sıkıca tutunup bir yandan da ahirete hazırlık yapmalı ki doğacağımız yeni dünyada sağlıklı bir çocuk misali güzel ve mutlu yaşayabilmeli..

Ama en önemlisi, Rabbin huzurunda bir çocuk masumiyeti ile, çocuk saflığı ile, çocuk tazeliği ile durabilmeli.. ve Rabbinden nazdar bir çocuk ağlamasıyla istemeli herşeyi…

Bir çocuğun annesine duyduğu güvenin kat be kat fazlasını duymalı Rabbine..!
Ve bir annenin çocuğuna olan merhameti gibi, Rabbinin rahmetini umarak istemeli…

Kalbindeki ve aklındaki tüm kötülüklerden arınarak, tıpkı bir çocuk temizliği ile öyle bir dua etmeli ki, Allah azze ve celle’nin duasına icabet edeceğine olan inancını hiç yitirmemeli…

“Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).” Bakara sûresi 186. ayetine sığınmalı belki dua ederken.. Ve umudu hiç yitirmemeli…

Eyy dualara icabet eden Allah’ım..
Bizleri Kendi’ne ibadetler ile yaklaştır..
İmanımızı kuvvetli eyle..
Yaramaz bir çocuk masumiyeti ile geldiğimiz kapından bizleri eli boş çevirme..
Herşeyden annesine sığınan, hatta annesi kızdığında bile “anne” diye ağlayan çocuk gibi, Sana sığındık, bizleri rahmetinden mahrum eyleme..
Her şer ve her hayrın Sen’den geldiğini bilerek, her durumda çocuklar kadar mutlu eyle..
Dualarımızı kabul, gönlümüzü temiz eyle..!

(Amin…!)

Kapı..

“Kapı…” dendi mi, hep “ümit” koşup gelir. Kapı ümittir; ümit kapıdır. Çalmayı bilelim yeter ki… Çalmanın, vurmanın bir notası vardır. Kapılar açılmak içindir. İnsan mı? Çabuk açılan çabuk kapanan bir kapı mı? Şu var ki… çok kapısı olduğu “açık.” “O kelime”yi bulursan… ta uzaklardan çıkıp gelir. Kapı açana kapı açılır. Hazır acizliğimiz var ya… Sonsuz dua kapısı… İhtiyacı bitmeyenin dua kapısından başka gideceği yer var mı !

Ali Hakkoymaz

Bu Cuma…

 
Yalvaralım O mühür sahibine.. 
Ve O’ndan yardım isteyelim..

Bir selam verelim.. Bir salâvat getirelim..

Bir gönül rızası alalım.. Bir cümle yazalım..

Ve ne yaparsak, ALLAH için yapalım..

Bir gül yetiştirelim.. Bir kandil yakalım..

Bir mum ışığı olalım.. Bir düş kuralım..

Bir mecnun çağıralım Bir Bilal olalım..

Bir Sümeyye olalım..

Ve kalbimizde ağırlayalım, acımasız mızrakları..

Bir Filistin”li olalım.. Bir tankın altına yatalım..

Bir Çeçen olalım.. Sevdamıza koşalım..

Ve ölümü sevelim..

Ve biz,

Müslüman olduğumuzu UNUTMAYALIM !!!

Evet Dostum..

Artık sıra sende..

Ne yaparsan yap;

Bu Cuman ALLAH için olsun.

ALLAH için..

Cumanız mübarek dualarınız kabul olsun …

 
selam ve dua ile…

Allah’ım..

ALLAH’IM dara düştüğünde seni hatırlayanlardan değil geniş vakitlerde sana iltica eden kullarından eyle bizi…

ALLAH’IM dua ettiğinde duaya icabetin istenenin istendiği zaman olması gibi anlayıp, dua ettim neden olmadı diyenlerden değil, duasına anında cevap geldiğinde bile ürperip, acaba böyle isteyerek ahirete bir şey bırakmadım mı diye korkarak gözyaşı dökenlerden eyle bizi…

 ALLAH’IM kısıtlı zamanlarda, kısıtlı mekanlarda, hayatın aralıklarında seni ananlardan değil, her nefeste, her idrakte ubudiyet hisleriyle senin kulun olduğunu bilip ruhta incelip inleyenlerden eyle bizi…

ALLAH’IM yaşamak için öylece yaşayıp, şuursuzca günü tüketenlerden değil, ancak senin ismini, senin dinini ruhlara ulaştırıp hissettirebildiği zamanlarda yaşadığını hisseden hasbi ruhlardan eyle bizi…

Hayırlı ve bereketli cumalar inşAllah…

Ya Rabbi..!


Beni bir mü’min kulun gördü
Yanımdan geçiyordu, beni fark etti

Durdu geri döndü, geldi
Yüzüme uzun uzun baktı

Önce gözleriyle,
sonra elleriyle okşadı Kokladı,
kokladı…

Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan
“Ne güzel yaratılmış!” dedi sessizce
İşte o an, niçin var olduğumu anladım…

Melekler sardı etrafimızı ansızın,
İmrenerek seyrettiler olup biteni
Görmediği Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın
yüceliğini gördüler…

Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler
Çekilen resimlerde ben de vardım

Ey dualara cevap veren Rabbim,
Ben cansız bir tohumdum
Dualarımı kabul ettin, güzel bir çiçek oldum
Senin kudretinle canlandım,
Senin san’atınla süslendim, senin lütfunla güldüm
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım
Beni gören gözleri ateşte yakma,
Ya RABBİ !.
Beni bir mü’min kulun gördü
Yanımdan geçiyordu, beni fark etti

Durdu geri döndü, geldi
Yüzüme uzun uzun baktı

Önce gözleriyle,
sonra elleriyle okşadı Kokladı,
kokladı…

Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan
“Ne güzel yaratılmış!” dedi sessizce
İşte o an, niçin var olduğumu anladım…

Melekler sardı etrafimızı ansızın,
İmrenerek seyrettiler olup biteni
Görmediği Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın
yüceliğini gördüler…

Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler
Çekilen resimlerde ben de vardım

Ey dualara cevap veren Rabbim,
Ben cansız bir tohumdum
Dualarımı kabul ettin, güzel bir çiçek oldum
Senin kudretinle canlandım,
Senin san’atınla süslendim, senin lütfunla güldüm
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım
Beni gören gözleri ateşte yakma,
Ya RABBİ !.

 

Hayırlı Cumalar..